TÜGVA YAZ OKULU 500 BİN ORTAOKULLU GENCİ AĞIRLAYACAK

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından hayata geçirilen ve her yıl on binlerce gencin hayatına dokunan "Yaz Okulu Projesi"nin 2026 yılı tanıtım lansmanı yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

İstanbul’da bulunan TÜGVA Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Yaz Okulu lansman programıyla birlikte Türkiye’nin 81 ilinde Yaz Okulu resmen başladı. Bu yıl “Renklensin Yaz Okulumuz” mottosuyla hayata geçirilen projenin lansman programına; NUN Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mehmet Dinç, Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, yazar Prof. Dr. Saadettin Ökten, yazar Merve Gülcemal, yazar Hatice Kübra Tongar, yazar Hayati İnanç, yazar Ekrem Demirli, tıp doktoru Prof. Dr. Oytun Erbaş, akademisyen Prof. Dr. Ekrem Demirli, yazar Sıtkı Aslanhan, gazeteci Fulya Öztürk, gazeteci, Esra Elönü, gazeteci Türker Akıncı, gazeteci Hüseyin Taha Karagöz, gazeteci Ferhat Murat, gazeteci İbrahim Zahid Altay, dijital yayıncı Adem Metan ve birçok önemli ismin yanı sıra çok sayıda ortaokul öğrencisi genç katılım sağladı.

Vakfın geçmiş dönem çalışmalarını anlatan sinevizyon gösterimi ile başlayan programda, projenin bu yılki detayları paylaşılırken, kameralar karşına geçen sivil toplumun önemli isimleri gençliğe yönelik önemli mesajlar verdi.

“EVLATLARIMIZI KUZULARIMIZI KURDA YEM ETMEYECEĞİZ”

Lansman programının en dikkat çeken konuşmalarından birini, NUN Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak gerçekleştirdi. Gençlerin dijital bağımlılıklarına dair artış kaydedildiğini belirten Albayrak, ailelerin bu hususta kritik rolüne vurgu yaptı.

Albayrak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Sözlerime çocuklar ile başlamak istiyorum. Çocuklar iyi ki varlar. İyi ki masumiyetleriyle, tertemiz kalpleriyle, zihinleriyle varlar. İyi ki sordukları sorularla varlar. Onların sorduğu sorular bizim yetişkin dünyamızdaki ön kabullerdir veya sonradan edindiğimiz arızalardan muaf sorulardır. Dolayısıyla çocuklar bazı şeyleri bize yeniden düşündürmeye aday sorular sorarlar. İyi ki varlar. Dünyanın belki de dengede kalmasının hikmetinde çocukların payı olabilir diye düşünenlerdenim. TÜGVA'yı böyle güzel bir vesileyle bizi bir araya getirdiği için tebrik ediyorum. Toplumsal olarak özel bir dönemden geçiyoruz. Ben de biraz sosyal bilimler tarafıyla biraz da eğitim camiasının içine son on yıldır girmiş ve daha öncesinde de yüksek öğretimde biraz hizmet eden bir kardeşiniz olarak birkaç veriyi paylaşmaya ihtiyacı duyuyorum. Bunlardan bir tanesi de Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun yakın bir zamanda yayınladığı bir çalışma. Yirmi binden fazla öğrenciyle yapılan bir çalışmada görülüyor ki gerçekten alarm veren bir durum var. Gençlerimizin yüzde otuz beşinin dijital bağımlılıklar konusunda alarm veren bir seviyede olduğunu, yüksek risk grubunda olduğunu ortaya koyuyor. İşin daha acı olanı bu gençlerin büyük bir kısmının dijital okul yazarlık anlamında da yetersiz bir olgunlukta olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla önlerine düşen bilginin doğru olduğunu sorgulamadan kabul edebilen bir tablo var karşımızda. Bir diğer araştırma var ki o da gençlerin yüzde otuz üçünün yapay zeka ile yazışmanın insanla konuşmaktan daha kolay olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Bu hepimizin oturup belki gözyaşı dökerek üzerinde düşünmesi gereken bir veri. Hakikaten ciddi anlamda sorgulamamız gereken neyi nerede yanlış yaptık da evlatlarımızı bir makinenin duygusu olmayan, idraki olmayan, tefekkür edemeyen bir makinenin vicdanıyla baş başa bıraktık. Tırnak içerisinde vicdanı olmayan bir makine aslında. Üstüne üstlük çocuklarımız en derin duygularını bu makineyle paylaşıyor. Bu makineden cevaplar almaya çalışıyorlar. Gençlerimiz maalesef, yönlerini belirlerken yapay zeka kullanıyor. Sıkıntınız olduğu zaman, duygusal zorluklar yaşadığınız zaman, üzüldüğünüz zaman kullandınız oluyor mu yapay zekayı? gerçekten hepimizin düşünmesi gereken bir tablo var. Fakat bu güvenli liman gibi görülen dijital mecralara biraz daha yakından baktığınızda aslında çok zehirli, çok sınırlı sayıda şirketin elinde algoritmalarının oluşturulduğu bir yapı. Bu yapıyla ilgili yine yakın zamanda okuduğum bir araştırma çok ilgimi çekti. En büyük yapay zeka araçlarından bir tanesi çok ciddi anlamda manipülasyon yapıyor. Eğitim seviyesi yüksek kişilerle muhatap olduğunda hata payı, bilgiyi verirken verdiği bilginin hatalı bilgi olma, küçümseme içerme, alaycılık içerme oranı yüzde birin altındayken eğitim seviyesi düşük bir kullanıcıyla muhatap olduğunda yüzde kırklarının üstünde manipülasyon yapıyor, alaycılık yapıyor, küçümseme tavrı gösteriyor. Dolayısıyla şunu görmek lazım, mevcut makineler her ne kadar mükemmelleşse de her ne kadar günlük hayatımızı kolaylaştırıyor gibi görünse de kendi içinde barındırdığı çok zehirli, karanlık, yaşadığımız toplumda beğenmediğimiz pek çok şeyi aslında yineleyen ve belki biraz daha sisli bir hale getiren bir algoritmaya sahip. Dolayısıyla bizlerin yetişkinler olarak çocuklarımıza karşı en temel sorumluluğu iyimser bir tavır içinde olmamak. Dijital mecra karşısında çocuklarımızı korumak zorundayız. Bunun özgürlüklerle hiçbir alakası yok. Bunun ifade özgürlüğüyle hiçbir alakası yok. Çocuğunuza bile isteye zehir vermezsiniz. Bozuk bir yemek yedirmezsiniz. Hatta biz Türk anneleri çok korumacıyızdır. Yani serin havada üzerine bir mont geçirmeden dışarı çıkarmayız yani. O rüzgarın tenine değmesine bile kıyamayız yani. Öyle bir toplumda yetiştik hepimiz. Dolayısıyla bizler olsa olsa bilmediğimiz için bu mecraları bu kadar denetimsiz bir şekilde çocuklarımıza bırakıyoruzdur. Biz yetişkinlerin farkında olması lazım. Yoksa işte Maraş'ta, Urfa'da yaşadığımız hadiseleri Türk toplum kodlarıyla, Türk medeniyet kodlarıyla uzaktan yakından anlaşılabilecek bir tarafı yok. Ama birbirine benzeyen bir dünyada dijitalleşme bütün ülkelerin meselesi ve bu dijital mecralarda yetişen çocuklar sanki bizlerin çocukları değil. Dolayısıyla çocuklarımızdan elimizi çekmemek gibi bir sorumluluğumuz var. Bu alanı tehlikelere karşı korumak sorumluluğumuz var. Ailelere çok iş düşüyor. Onlar da haklı olarak ‘Biz nasıl koruyacağız ki?’ diye soruyorlar. O kadar cazip ki dijital mecraların bağımlılık yapmak gibi bir meselesi var. Yapmak zorundalar. Dijitalde yıllarca bence tütün bağımlılığıyla mücadele etmek için çok çabaladım. Uyuşturucu, alkol, dijital hepsi bunun bir parçasıydı. Ama şunu gördüm bağımlılık meselesiyle çalışan herkes şunu bilir ki ortak bir mekanizma var. O mekanizmayı işlettiğinizde tutuyor. Milyarlarca dolar para dökülen bir sektörden bahsediyoruz. Bu sektör dijitalde daha da büyük. Bu şirketleri düşündüğümüzde tüm bu ‘yapaylıklar’ milyarlarca dolarlık bir av meselesi. Dolayısıyla biz bu konudaki avcıyı tanıyoruz. Av olanın da çocuklarımız olsun istemiyoruz. Dokunduğunda netleşiyor. Evlatlarımızı, kuzularımızı kurda yem etmeyeceğiz.

Devletimize düşen işler var. Yakın zamanda oluşturulan dijital mecralarda ilgili düzenlemeyi çok önemli buluyorum. Dünyada da en iddialı yasa çalışmalarından bir tanesi oldu. Şimdi bundan sonrası bizlerin kolaylaştırılması gereken şeyler var. Sivil toplum kuruluşlarına çok iş düşüyor. TÜGVA'nın bu çalışmasını, ‘taşın altında elini koymak’ olarak değerlendiriyorum.  Ailelerin çocuklarını özellikle de çok uzun bir yaz tatilinde nasıl, neyle meşgul edeceklerini hem zihnen hem bedenen hem manen bilmediklerini görüyorum. Dolayısıyla zorlandıklarını görüyorum. Hele çalışan anne babaların hanelerinde işin daha da zor olduğu tabii ki çok anlaşılabilir bir şey. Yaz Okulu gibi bu projelerin ücretsiz olması hakikaten bir toplumsal iyilik hareketi olduğunun bir başka delili. Şunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. İnsan toplumsal bir varlık. İnsan tek başına kaldığında bir makinenin başında iyileşebilecek bir varlık değil. İnsan insanın yurdudur. Bizim buna yeniden bu ayarı yeniden dönebilmek için insanın ancak insan karşısında duygularını keşfedebileceğini, ancak insanla temas halindeyken kibrini, riyasını, kıskançlığını, merhametini, cömertliğini tecrübe edebileceğini veya gözlemleyebileceğini biliyoruz. Dolayısıyla bunun için alanlar açmamız lazım, güvenli alanlar açmamız lazım. TÜGVA Yaz Okullarını bu güvenli alanı sağladığını hem de gönüllüler üzerinden bunu sağlayabildiğini görüyorum. Danışman pek çok hocayla çalıştıklarını biliyorum eğitim programlarını düzenlerken. Ben de bir eğitimci olarak bir anne olarak ben çok teşekkür ediyorum.”

“GENÇLİĞİ SADECE ELEŞTİRMEK YADIRGAMAK DEĞİL ONLARIN VERMİŞ OLDUĞU BU MÜCADELEYİ ANLAMAK ZORUNDAYIZ”

Kürsüye çıkan TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise konuşmasında küresel olaylara ve gençliğin omuzlarındaki büyük sorumluluğa değindi. Coşkulu bir hitap gerçekleştiren Beşinci, "Renklensin Yaz Okulumuz" mottosunun altını çizdi.

TÜGVA Genel Başkanı Beşinci konuşmasına şöyle devam etti: “Çok değerli hocalarım, kıymetli basın mensuplarımız, ekranların başında bizleri takip eden anneler, babalar ve genç arkadaşlarım bugün burada yalnızca bir projeyi duyurmak için değil bir eğitim seferberliğinin çağrısını yapmak için toplandık. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktaran bir süreç değil aynı zamanda karakter inşa eden bilinç kazandıran ve toplumların yarınlarını belirleyen en önemli güçtür. Eğitim çoğu zaman diploma almak, meslek sahibi olmak ya da akademik başarı elde etmek üzerinden değerlendiriliyor olsa da bunlardan çok daha büyük ve derin bir anlam taşıyor. Dünya ise büyük bir değişim yaşıyor, dolayısıyla teknoloji gelişiyor. Meslekler dönüşüyor. İletişim araçları hayatın merkezine yerleşiyor. Böylesine hızlı değişen bir çağda gençleri yalnızca sınavları hazırlamak yeterli kalmıyor. Gençleri hayatı hazırlamak onları çağın gerekleriyle donatırken kendi değerlerinden de koparmamak gerekiyor. Bu gençliği ve eğitimi değerlendirirken kültür üzerinden, ekranlar üzerinden, algoritmalar üzerinden tarihin en görünmez en ağır küresel kuşatması altında olduğunu da bilmek gerekiyor. Artık gençlerin zihni, fikirleri, zamanı ve hatta hayalleri bile küresel sistem tarafından şekillendiriliyor. Ne düşüneceği, neyi seveceği, neye önceleyeceği, neyi normal göreceği saniyeler içerisinde önüne düşen içerikler tarafından belirleniyor. Ve gençlerimiz her gün binlerce görüntü, fikir, akıl ve yönlendirme arasında kendi kimliğini korumaya çalışıyor. Tam da bu noktada bizler bu gençliği sadece eleştirmek, yadırgamak değil, onların vermiş olduğu bu mücadeleyi anlamak zorundayız. Onların yanında olabilmeyi ve kalabilmeyi başarmak zorundayız. Çünkü eğitim yalnızca öğretmenleri ya da okulların omuzlayabileceği bir mesele değildir. Bir kurumun veya bir müteşebbisi hiç değildir. Aile, okul, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve toplumun tüm dinamikleri topyekûn bir şekilde gençlerimizin gelişim sürecinde sorumluluk üstlenmelidir. Başta anneler ve babalar olmak üzere hepimiz, üstat Necip Fazıl Kısakürek’in tabiriyle yepyeni bir nesil yoğurmak borcundayız. ‘Potininin burnundaki çividen saçının en üst teline kadar, yepyeni ve dipdiri’ bir zarafet, dikkat, heybet ve hakimiyet kuran bir nesil için gelin hep beraber taşın altına elimizi koyalım. Önce anlayışımızı sonra tavrımızı değiştirelim. Bakış açımızı bu muhtevaya uygun bir şekilde dönüştürelim. Bu duygu ve düşünceyle Türkiye Gençlik Vakfı olarak bizler Yaz Okullarımızı ve Doğa Kamplarımızı başlatıyoruz. 500 bin evladımıza ulaşmayı hedefliyoruz. Gençlerimiz Kur'an'ı Kerim'in nuruyla kalbini, sporun disipliniyle bedenini, bilginin gücüyle zihnini geliştirsin istiyoruz. Dini derslerden spora, binicilikten okçuluğa, yüzmeden santranca, tiyatrodan doğa yürüyüşlerine kadar çok zengin bir müfredata sahip Yaz Okullarımıza tüm gençlerimizi bekliyoruz. Projemizin faaliyetlerimizin hayırlı hayırlara vesile olmasını diliyoruz.”

 

“NE VARSA SENDE VAR KIYMETLİ OLAN SENSİN”

Lansman programına katılan yazar Prof. Dr. Saadettin Ökten ise “Yavaş yavaş gökyüzüne bakmayı öğreneceğiz. Akşam saatinin feyzinden istifade edeceğiz, sabah vaktinin güzelliğini görmeye çalışacağız. Yazı, kışı, sonbaharı idrak edeceğiz. Hayata her zaman için müspet yönden, ilim yönünden baktım; bize öyle öğrettiler, kesinlikle ümitsizlik yok. Biz sağlam durduğumuz sürece küresel dalgalar çok çabuk geçer. Çocukları şöyle görüyorum; biz geldik ve gidiyoruz, onlar ise bu dünyaya hep yeni geldiler. Bizlere düşen şey; sabırla, sevgiyle, muhabbetle ve tahammülle bu çocuklara hizmet etmektir. Beraber güleceksiniz, beraber üzüleceksiniz. O saf kalbi, o vazgeçilmez kalbi hayatın içinde yavaş yavaş beraber inşa edeceksiniz.” dedi.

 

Programda söz alan yazar Hayati İnanç, “Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen. Yani; ne varsa sende var, kıymetli olan sensin. Sen alemin özüsün, sen yaratılmışların göz bebeği olan insansın. Kendini küçümseme. Gerekmeyen şeylere olan ilgiyi kesmenin bir çaresini bulmak lazım. İnsanın zihni ve kalbi lüzumsuz ilgilerden kurtulduğu zaman 'feyz' ile doyar. Unutmayın, bilgi öğrenmek derin bir dikkat ister. İnsan eğer zihnini lüzumsuz şeylerden korumazsa, farkına varmadan sessizce beyin hücrelerini öldürür. Zaman içinde insan dumura uğrar ve en tehlikelisi ise öğrenmemeye alışır, tembelleşir.” şeklinde konuştu.

 

Konuşma yapan tıp doktoru Prof. Dr. Oytun Erbaş ise “Küçükken neyseniz, büyükken de o olursunuz. Çocuklarınıza küçükken neyi gösterir, neyi merak ettirirseniz gelecekleri öyle şekillenir. Bir şeyi ne kadar çok yaparsanız, o işin en iyisi olursunuz. Artık diplomanın bir önemi kaldığını düşünmüyorum. Alaylı olmakla, mektepli olmak arasında bir fark yok. İyi çırak, ustası yokken belli olur.” dedi.

 

“6 HAFTA SÜRECEK MARATON: BAŞVURULAR BAŞLADI”

Bugün gerçekleştirilen görkemli lansman programı ile birlikte, projeye dair en çok merak edilen detaylar da netleşti. Bu yılki Yaz Okulu, öğrencilerin tatil dönemini verimli geçirebilmeleri adına tam 6 hafta boyunca devam edecek bir maraton olarak planlandı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) iş birliğiyle birçok okul ve eğitim kurumunun kapılarının gençlere açıldığı bu dev organizasyonda, öğrencilerin katılım şartları ve süreçle ilgili bilinmesi gereken önemli ayrıntılar ise şu şekilde paylaşıldı:

İlkokul 4. sınıfı bitiren tüm öğrenciler ile ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıfta okuyan gençler projeden faydalanabilecek.

Hafta içi her gün gerçekleştirilecek programlarda; günün ilk yarısında Kur'an-ı Kerim okuma, temel dini bilgiler, siyer ve ahlak eğitimleri, ilmihal gibi manevi dersler yer alacak. Günün ikinci yarısı ise tamamen çocukların enerjilerini atabileceği futbol, basketbol, voleybol, yüzme, okçuluk, gibi sportif faaliyetlere, zeka oyunlarına ve doğa kamplarına ayrılacak.

Yaz Okulu kapsamındaki tüm eğitimler, geziler, kamplar ve sosyal aktiviteler tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca öğrencilere çanta, kitap ve tişört gibi temel materyaller vakıf tarafından hediye edilecek.

Kontenjanların sınırlı tutulduğu projeye başvurular bugünden itibaren resmen açıldı. Veliler, çocuklarının kayıt işlemlerini vakfın resmi internet adresi olan tugva.org üzerinden çevrim içi başvuru formunu doldurarak hızlıca gerçekleştirebilecekler.

Lansman programı, protokol konuklarının, salonu dolduran binlerce coşkulu öğrenciyle birlikte çektirdiği aile fotoğrafı ve sahne arkasındaki hediye dağıtım töreninin ardından sona erdi.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI

Adres:

Defterdar Mahallesi Savaklar Caddesi No:45 Eyüpsultan / İSTANBUL

Telefon:

0212 558 74 74  / 0212 558 74 81 / 0212 558 74 82 / 0212 558 74 83

E-Posta:

info@tugva.org

© 2025 TÜGVA - Tüm Hakları Saklıdır.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI © 2025 | TÜM HAKLARI SAKLIDIR | TÜGVA.org Yamanof Tarafından Tasarlandı ve İnşa Edildi.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI

Adres:

Defterdar Mahallesi Savaklar Caddesi No:45 Eyüpsultan / İSTANBUL

Telefon:

0212 558 74 74 
0212 558 74 81
0212 558 74 82
0212 558 74 83

E-Posta:

info@tugva.org

© 2025 TÜGVA - Tüm Hakları Saklıdır.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI © 2025 | TÜM HAKLARI SAKLIDIR | TÜGVA.org Yamanof Tarafından Tasarlandı ve İnşa Edildi.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI

Adres:

Defterdar Mahallesi Savaklar Caddesi No:45 Eyüpsultan / İSTANBUL

Telefon:

0212 558 74 74  / 0212 558 74 81 / 0212 558 74 82 / 0212 558 74 83

E-Posta:

info@tugva.org

© 2025 TÜGVA - Tüm Hakları Saklıdır.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI © 2025 | TÜM HAKLARI SAKLIDIR | TÜGVA.org Yamanof Tarafından Tasarlandı ve İnşa Edildi.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI

Adres:

Defterdar Mahallesi Savaklar Caddesi No:45 Eyüpsultan / İSTANBUL

Telefon:

0212 558 74 74  / 0212 558 74 81 / 0212 558 74 82 / 0212 558 74 83

E-Posta:

info@tugva.org

© 2025 TÜGVA - Tüm Hakları Saklıdır.

TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI © 2025 | TÜM HAKLARI SAKLIDIR | TÜGVA.org Yamanof Tarafından Tasarlandı ve İnşa Edildi.