İsrail’in Kudüs’ü başkent ilanını tanıyan ABD şimdi de büyükelçiliği Kudüs’e taşımaya hazırlanıyor. Bu kabul edilemez durum karşısında ülkemizde pek çok şehirde vakfımızın öncülüğünde protestolar yapılarak okunan bildirilerde, kararın dünyayı çıkmaz bir yola sürükleyeceğini bildirerek, hep birlikte “Kudüs Bizimdir” diye haykırdık.

Kudüs tüm İslam Alemi’nin en mukaddes beldelerinden biri ve kesinlikle kırmızı çizgisidir. Bunu dünyaya tekrar hatırlatmak için soğuğa aldırış etmeden toplanarak, meydanlarda bildirimizi okuduk.

Her geçen gün İslam coğrafyasının küresel sömürü düzeninin kıskacında kan gölüne çevrilmeye çalışıldığını ifade ederek, “Filistin 1948 yılından beri yüzlerce yıllık ‘Büyük İsrail Projesi’ çerçevesinde adım adım işgal altına alındı. Bir yandan gönül coğrafyamıza ölümler yağdırılırken bir yandan da kutsallarımız çiğnenip topraklarımıza el uzatılmaktadır. Alem-i İslam’ı, reel politik kaygılardan arınarak Amerika’dan, İsrail’den değil Allah’tan korkmaya ve ona teslim olmaya çağırıyoruz” denildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin dünyadaki tüm düzensizliğin müsebbibi olarak görülmekle birlikte, “Tüm dünya üzerindeki Müslüman toprakları 3 asırdır zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları sömürülürken; kan akan coğrafyalarındaki tetiği sıkan elin aynı gücü arkasına aldığını çok iyi biliyoruz. Dünya güvenliğinin ve barışının teminatı olarak kendisini gören ve aynı zamanda dünyanın en büyük silah üreticisi olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin dünyadaki bütün bu düzensizliğin müsebbibidir” şeklinde açıklandı.

Terör ve İslam dininin aynı cümlede anılması vahşi bir medeniyetin algı aracıdır.

Filistin’de, Suriye’de, Mora’da, Cezayir’de, Doğu Türkistan’da, Etiyopya’da, Bosna’da, Arakan’da yaşanan kıyımlar da hatırlatılarak, terör ve İslam dininin aynı cümlede zikredilmesinin vahşi ve saldırgan bir medeniyetin kullandığı bir algı aracı olduğunun farkında olunduğu bildirildi. Bildiri şu şekilde devam etti;

“Sömürgeci ülkeler ırkçı Siyonizm ideası merkezinde ilkel, barbar ve bencilce daha fazla tüketim ve İslam düşmanlığı motivasyonları ile yeni bir küresel sömürge düzeni kurmak amacıyla dünyayı çıkmaz bir yola sürüklemektedir. Bir gün ateş sizi çemberi içerisine almadan harekete geçiniz! Irk, meşrep ve mezhep taassubiyetini bir kenara bırakıp, siz Ey Müslümanlar Allah yolunda birleşiniz. Dünya var oldukça Kudüs bizimdir.

Tüm dünyaya hatırlatmak isteriz ki;

Türkiye tarihin kendisine yüklediği kutsal misyonunu ifa edecek; okyanus ötesinden iftira, tiyatral operasyonlar ve karalama kampanyalarıyla engellenmek istense de din, dil ve ırk ayrımı göz etmeksizin tüm mazlum coğrafyaların hakkını savunmaya daha gür sesle devam edecektir.

Kendilerini dünyanın efendisi, dünyanın diğer kalanını da kölesi olarak gören kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan bencil, vahşi ve saldırgan medeniyetin mensuplarını insanlığa davet ediyoruz.”