Okuma alışkanlığına dikkat çekmek amacıyla vakfımızın tüm illerde eş zamanlı gerçekleştirdiği kitap okuma eylemiyle kentlerin önde gelen mekânlarında onlarca genç bir saat süresince her şeye ara verip kitap okudu.

Kütüphaneler Haftası dolayısıyla toplu kitap okuma etkinliğimizle topluma kitap okumanın zaruriliğini ve kütüphanelerin hak ettiği yeri edinmesini anlatmaya çalıştık. Tüm kentlerde okuduğumuz ortak bildirimizde dikkat çektiğimiz noktalar şu şekildeydi;

Kitap okumak ciddi bir iştir

Kitap bazen bugüne, bazen geçmişe, bazen bir yabancıya bazen de kendimize ışık tutmaktır. Kitap bu bakımdan birçok âleme uzanan fiziki boyutuyla da küçük bir nesnedir. Merak ve ilgi duygusuyla sarıldığımız, bilgi edindiğimiz ve düşünce dünyamıza bir tuğla daha eklediğimiz kitap ve kitap okuma eylemi onun için ciddi bir iştir. Bu sebeple burada sizlere boş vakitlerinizde kitap okuyun demiyorum. Zira kitap okuyanlar çok boş vakitleri olduğu için kitap okumamaktadır. Biz istiyoruz ki, kitap okumak vazgeçilmez bir günlük faaliyetiniz olsun. Okumaya gerektiği önemi verelim.

Her kütüphane insanoğlunun yüzyıllar süren macerasını anlatır

TÜGVA olarak kütüphaneleri hayatımızın içine alalım. Her kütüphane insanoğlunun yüzyıllar süren macerasını anlatır. Unutmayalım ki; teknolojinin geldiği seviyeye rağmen kitaplar kendini geliştirmek isteyenlerin vazgeçilmez hazineleridir. Bu eşsiz hazineye sınırsız erişim sunan kütüphaneleri uğrak mekânlarımızdan biri haline getirmek; araştırma ve inceleme ruhumuzun yaşaması için önem arz etmektedir. Tüm vakıf gönüllülerimizle ülkemizin tüm kentlerinde aynı anda gerçekleştirdiğimiz bu eylemle bir kütüphaneye üye oluyor ve buradan aldığımız kitabı okuyoruz.

Herkesin aynı yerde durduğu ama farklı diyarlarda gezindiği bir etkinlikteyiz”

Vakıf başkanı İsmail Emanet’te kitap okuma etkinliğine Gaziantep’ten katılarak, “Dinimiz ‘oku’ diyor, bilim ‘oku’ diyor, sosyal hayat ‘oku’ diyor, kültürümüz ‘oku’ diyor, aklımız ‘oku’ diyor, kalbimiz ‘oku’ diyor. Bu kadar çok ‘oku’ denirken okuma alışkanlığından vazgeçmeyelim. Her kitap ayrı bir yolculuğa sürükler bizi. Herkesin aynı yerde durduğu ama farklı diyarlarda gezindiği bir etkinlikteyiz” diyerek konuya dikkat çekti.

Türkçemizin günlük kullanımı her geçen gün gelişen teknoloji, oluşum, fikir vb durumlardan etkilenerek azalmaktadır. Dilimizin zenginliği ve üretkenliğine rağmen böyle bir durumla karşılaşılması, günlük yaşantıda kelime hazinemizin kısıtlı olması nedeniyledir. Bu durumun en iyi tedavisiyse okumaktır.